Maruz Kalma Detoksu

maruz kalma detoksu

OKSİJEN HALA BEDAVA

Nasılsın? Günün nasıl geçiyor? Şimdi, tam burada bu anda ne ile uğraşıyorsun? Bu yazıyı okurken sadece durmanı ve burada olmanı rica ediyorum. Aslında nefesimizin zaman zaman neden daraldığını anlayıp, daha derin nefes almaya yardımcı birkaç küçük şey üzerine konuşmak istiyorum.
Ne kadar kaç(ın)sak da medya bir şekilde hayatımızı işgal ediyor. Televizyonu terk etsek sosyal medya, sosyal medyayı sınırlasak arkadaş sohbetlerinde kaçamadığımız tatsız gündem konuları var. Ne kadar farkındayız bilinmez ama maruz kaldığımız tüm haberler hayatla olan bağımızı küçük küçük de olsa kemirerek zayıflatıyor. Buna ne kadar ihtiyacımız var?
Farklı uzmanlardan “iyi” olmak adına reçeteler alıyoruz. Detoks sularından, uzun yürüyüşlere, meditasyondan küçük bir gülümseme egzersizine kadar uzuyor bu. Hepsi doğru ve geçerli. Buna bir de “maruz kalma detoksu” eklemek istiyorum. “Gün içinde nelere maruz kalıyorum” ya da “nelere maruz kalmaya izin veriyorum” sorusunu sorarak başlayabiliriz detoksa.

maruz kalma detoksu
Aklımızdan neler geçiyor?

Gün içerisinde zihnimizden yüzlerce şey geçiyor. Hepsini yakalayamıyoruz ancak etkilerini yaşıyoruz. Arada bir durup zihnimizin bizi hangi sularda yüzmeye ittiğini fark edebiliriz. Okyanuslarda dev dalgalarla mı boğuşuyoruz yoksa güneşli sakin denizlerde serinliyor muyuz? Arada bir dur ve zihnine bak, neler söylüyor sana? Bunların hangileri sana katkı sunuyor, hangileri enerjini düşürüyor. Enerjini kemiren düşüncelerini değerlendir ve oradaki gerçek duygunu bul. Sana katkı sağlamayan zihin konuşmalarının işgalci olmasına izin verme. Bırak gitsin.

Sosyal medya kanallarında ve televizyonda karşımıza en çok ne geliyor?

Takip etmeyi sevdiğimiz kişiler, haber kanalları, dedikodu kanalları, bol takipçili hesaplar vs. ister istemez günlük öğünümüzü oluşturuyor. Önümüze gelen bir yemeğin bile çoğu zaman kalorisinin, bize ne kadar faydalı/zararlı olduğunun hesabını yaparken, neden takip ettiklerimiz için de aynı şeyleri yapmayalım? Dijital dünya, bizleri çok iyi analiz ettiği için, onun dünyasına girdiğimizde karşılaştığımız şeyleri bizim için çoktan seçmiş oluyor. Bir bakıma maruz bırakıyor. Şimdi dur ve bir bak. Okuduğun, izlediğin şeylerin ne kadarına ihtiyacın var? Hangileri hayatına katkı sağlarken hangileri zamanını, gününü, gündemini işgal ediyor? Bırakırsan ne olur?

Ağzımızdan neler çıkıyor, kulaklarımız neler duyuyor?

En çok kimlerle neler konuşuyoruz gün içerisinde? Bolca dedikodu, asla kurtarılamayan bir ülke, haksızlıklar, üzüntüler mi konuşuyoruz. Kulaklarımızdan zihnimize kalplerimize neler akıyor? Yanlış anlaşılan bir nokta, bunların tam tersini yapmanın yapay, pozitif cümleler kurarak “hayat hep çiçek böcek” demek olduğu. Elbette değil. Bütün gün felaketler üzerine konuşmamak bile hayatımızda çok şeyi değiştirebilecek güçte. Buna ek olarak “ben bugün mevcut potansiyelim ve yeteneklerimle iyi ne yapabilirim” sorusuna katkı sağlamaksa seni bambaşka yerlere götürür. Hayat hep çiçek böcek değil, ama senin bir çiçek ekmene de engel değil 🙂

Gece yatmadan önce neler yapıyoruz?

Uykuya dalmadan önce yaptıklarımız uyku kalitemizi ve ertesi güne nasıl uyanacağımızı etkiliyor. Çoğu şey gibi burada yapacağımız şey de bizim tercihimiz. Kaliteli bir uykunun ertesi günü nasıl etkilediğini zaten biliyoruz. Akşam 6dan sonra yemek yememenin sağlığımıza olan etkisi gibi, herhangi bir kanalla gelen olumsuz uyaranları bırakmanın da yaşam kalitemize olumlu etkisi var. Bugün uyumadan önce kendin için ne yapacaksın?
Basit ama bilinçli tercihler hayatımızı rahatlatır. Uykumuzu, vücudumuzu, yaşam alanlarımızı. Alanlarımızı daraltıp, oksijenimizi tüketmeyelim. Şimdi derin bir nefes al, küçük bir adım seç ve gülümse. Çok güzelsin!  🙂

Profesyonel Koç 

Esra Nur ERBİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 4 =